Ana Tanrıça, Attis adlı bir delikanlıya aşıktır. Attis'in Pessinus kralının kızıyla evleneceğini duyunca çok kızar; düğüne gelir, Attis'i etkileyerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. Attis'in testislerinden çıkan kan toprağa akınca yerden bitkiler fışkırır ve Attis bir çam ağacına dönüşür.
Toprak ve bereket söylencelerinin hemen hepsinde görülür ölme-dirilme motifi. Bu söylencede, akan kanın ve yitirilen erkeklik gücünün evrensel bir nitelik kazanması, bereket ve canlılığın tüm doğaya yayılması da bir ölme - dirilme motifidir.
Ana Tanrıça'nın kucağında oturan erkek çocuk işte bu Attis'tir. Attis, Hem çocuğu, hem erkeğidir Ana Tanrıçanın.
Ana Tanrıça inanışının kaynağının Anadolu olduğu biliniyor. Ana Tanrıçanın İ.Ö. 6000-7000 yıllarına inen bir geçmişi olduğunu Çatalhöyük'teki kazılardan biliyoruz.
Oturan, geniş kalçalı, göbekli, dolgun memeli figürler Ana Tanrıçalardır. Bazılarının göğüslerinde küçük erkek figürleri bulunurken, bir bölümünün de yanlarında aslanlar görünür; Ana Tanrıçanın doğaya egemen olduğunun göstergesidir aslanlar. Doğa, toprak ve Ana Tanrıça iç içe geçmiş gibidirler. Ana Tanrıça, (doğa) doğurgandır. Onun doğurduklarını Kronos Tanrı, yani Zaman yutar. Kronos Ana Tanrıça'nın hem kardeşi hem erkeğidir.
Kybele, Kubaba, Kybebe, Hepat, Mâ, Marienna, Arinna, İsis, Lat, Rhea, Artemis, Venus gibi, farklı yörelerde, farklı dönemlerde farklı adlarla anılır Ana Tanrıça.
Karınlarının altındaki belirgin üçgenlerle analığı, dişiliği, doğurganlığı simgelerler. Tapınaklarda da görülür Ana Tanrıça heykelleri. Bu heykellerin birçoğunun cinsel bölgeleri aşınmıştır. Tapınmaya gelenler, doğurganlık dileğiyle buralara dokunup aşındırmışlardır Ana Tanrıçayı.